Burak Gulbahce …

Burak Gulbahce`nin Blogu

Mikro-blog servisleri bloglarin yerini alabilir mi?

Twitter popüler olmaya başladığından beri, gün geçmiyor ki başka bir servisin sonu gelsin. Bir gün Facebook’un sonunu getirecek olan Twitter, diğer gün Google’in sonunu getiriyor, bir diğer gün blogların sonunu getiriyor. İnternet’teki en büyük eğlencelerden biri bu zaten. Nasıl ki Türkiye’de spor haberleri böyle sansasyonel başlıklar üstüne kuruluyorsa, yabancı teknoloji blogları da malzemelerini bu benzetmeler üstünden çıkartıyorlar.
4 Subat’ta, Dublin Web Summit adlı bir konferansa katildim. Konferansta Wordpress’in kurucu Matt Mullenweg de konuşmacı olarak yer alıyordu. Soru & Cevap bölümünde doğal olarak Twitter’la ilgili bir soru vardı ve Matt, “Twitter, blogları nasıl etkiliyor?” şeklindeki soruya “İnsanların düşüncelerini anlatmak için 140 karakter yeterli oluyorsa, daha büyük sorunlarımız var demektir” türevinde bir cevapla karşılık verdi.
Bence Twitter – blog karşılaştırmasının yapılmasının en büyük sebebi, Twitter gibi servisleri kullanan insanların, bloglarına ayırdıkları zamanın bir bölümünü bu tür servislerde harcamaları. Burada bence tahtına oturma gibi bir durum yok. Sadece harcanan zamanın bir bölümü Twitter’a gidiyor. Bu örnekten yola çıkarsak XBox 360 de blogların sonunu getiriyor olabilir. (kişisel tecrübeyle sabittir)
Sonuç olarak Twitter’da yazdığınız ve paylaştıklarınızla, blogunuzda yazıp, paylaştıklarınız birbirinden tamamen farklı şeyler. Twitter’da 140 karakterde bütün meraminizi anlatmaya çalışırken, veya başkalarına laf yetiştirirken; blogunuzda daha büyük bir özgürlüğe sahipsiniz. Karakter limiti yok, çoklu ortamla destekleme var.
Hangisi daha iyi sorusuna ise verilecek doğru veya yanlış cevap yok. Yeri geldiğinizde mikro-blog servisleri, yeri geldiğindeyse bloglar. Asıl kilit nokta, ikisinin arasında tercih yapmak yerine, ikisini el ele en doğru şekilde kullanabilmek.

Internet’teki siz

Gecenlerde Facebook hakkinda yazdigim Internet’te dikkatli olmali yaziyi yazarken de aslinda bu konu surekli aklimdaydi. Internet’teki profilleriniz, yazdiklariniz, cizdikleriniz, biraktiginiz yorumlar, cektiginiz ve bulundugunuz resimler, sizi dis dunyaya tanitan birer arac haline geldi. Gecen yazidaki gibi aman dikkat seklinde bir dusuncem de yok bu sefer.

Bu konu aklima ilk olarak, bana Facebook’tan mesaj gondererek Google’da calismak istedigini belirten bir master ogrencisi arkadasimiz sayesinde takildi. Kendisi Google’da calismak istiyordu ancak kendisinin adi ve soyadini Google’da arattigim zaman karsima hicbir sonuc cikmadi. Ne bir Facebook profili, ne bir Twitter/Friendfeed profili, ne bir blog yorumu veya blog yazisi. Kendisinin Internet’teki varligi konusunda hicbir bilgi yoktu.

Bu tur platformlarda yazdiklariniz, insanlara kendinizi tanitabilmeniz icin cok cok onemli. Sadece bilgi almak ve bilgi paylasmak deil kastettigim. Bunlar, bu platformlarin birincil amaci tabii ki. Ancak bundan ziyade cok daha buyuk bir arti daha getiriyor bu alanlar: Bilinirlik. Ve bunu etkilemek de tamamen sizin elinizde. Ilgi duydugunuz veya uzman oldugunuz konuda yazarak, paylasarak Internet’teki bilinirliginizi arttirmaniz cok kolay. Yarin, obur gun bir is gorusmesine gittiginizde karsinizdaki kisinin sizin hakkinizda bilgi edinmesi icin mukemmel bir firsat. Internet’teki kimliginizi guclendirmek, belki hemen farkina varmasaniz bile elbet bir gun ise yarayacaktir.

Facebook Friendfeed’i satin aldi!

Az once yapilan aciklamaya gore, Facebook Friendfeed’i satin almis. Haber, Friendfeed resmi blogunda yayinlanmis ve ayrintili bilgi icin Facebook blogunda yapilan resmi aciklamaya yonlendiriliyor insanlar, ancak yogunluktan olsa gerek Facebook blogu talebe cevap veremeyip, hata veriyor.

  • Friendfeed resmi blogunda yapilan aciklama
  • Facebook blogunda yapilan resmi aciklama.

Bakalim Friendfeed’in, Facebook kullanicilarina erisim saglamasi Twitter – Friendfeed duzenini nasil etkileyecek.  Michael Arrington daha once Friendfeed icin, hic kimsenin kullanmayacagi en guzel uygulama olma tehlikesini yasiyor seklinde bir yazi kaleme almisti. Muhtemelen Facebook’un Friendfeed’i almasiyla bu denge Friendfeed aleyhine degisecek, cunku Facebook’un inanilmaz buyuklukte bir takipci kitlesi var ve bu kisilerin bir bolumunun Friendfeed kullanmaya baslamasi, Friendfeed’in cok hizli bir sekilde yayilmasini saglayacaktir.

Internet’te Dikkatli Olmali

Twitter, Facebook, Friendfeed gibi sosyal medya araclarinin gunluk hayatimiza gittikce daha fazla entegre olmasi, beraberinde ilginc bir sonucu doguruyor. Yazdiklarimizda daha dikkatli olmaliyiz.

Blogunuzda yazdiginiz bir yazinin Google veya diger arama motorlari tarafindan dizinlenmesi saniyeler aliyor ve direk Internet’teki insanlara ulasiyor. Facebook’ta yazdiklarinizi, arkadaslariniz ve sizinle beraber ayni gruplari paylasan insanlar okuyabiliyor. Twitter’da, Friendfeed’de yazdiklariniz eger yazilarinizi korumaya almamissaniz zaten varsayilan ayarlara bagli olarak halka acik.Youtube’a koydugunuz videolar da eger sizin tarafinizdan aksi belirtilmemisse butun insanliga acik bir sekilde yer aliyor. (Yanilmiyorsa Youtube’da videolari gizleme ozelligi sadece aramaya kapatmak icin bulunmakta, ozel -private- yaptiginiz bir video sadece aramada cikmiyor, ama linkin paylasilmasi halinde insnalar videoya ulasabiliyor).  Bu ornekleri Internet’te hizmet veren bir suru servis icin cogaltabilmek mumkun.

Bu yaziyi yazmak, az once Mashable’da okudugum bir yazidan dolayi aklima geldi. Yazidaki istatistige gore Amerikan sirketlerinin %8′i, sosyal medyada gerceklesen bir olaydan dolayi en az bir calisanini isten cikartmis. Bu gercekten de buyuk bir rakam. Diger ilginc rakamlar ise su sekilde:

  • %15′i coklumedya paylasim ve gonderim kurallarini ihlal ettiginden dolayi cezalandirilmis.
  • %17’si blog veya mesaj panosu kurallarini ihlal ettiginden dolayi cezalandirilmis.

Bu kurallar sirket sinirlari icin de yer alan olaylari kapsamiyor. Haberden ilginc bir resim var. Bu resim, Facebook’ta bir calisanin “Lanet olasi isimden nefret ediyorum. Patronum da zaten allahin sapigi!”, seklindeki mesajina patronunun verdiig ilginc cevabi kapsiyor. Patron lafi gercekten gedigine koymus. Patronun cevabi kisaca su sekilde. “Ilk olaram sanirsam beni Facebook’ta ekledigini unuttun. Ikincisi 5 aydir burada calisiyorsun ve escinsel oldugumu nasil anlamadin. Ucuncusu lanet olasi dedigin sey senin isin ve bunun icin sana para oduyorum. En basit seyleri bile eline yuzune bulastirman boyle dusunmeni sagliyor olabilir.  Ucuncusu yarin ise gelmeye hic zahmet etme. Gerekli formlari postaya verecegim, esyalarini almak icin de ne zaman istersen gel. Evet cok ciddiyim!” (Yaptigim tercume biraz Amerikan filmlerinin dublajini andirdigi icin orijinal resmi de asagi ekliyorum)

Peki durum boyleyse ne yapmaliyiz? Bir taraftan bakinca “butun sirlarimiz, yazdiklarimiz, dusuncelerimiz hersey meydanda” seklinde paranoyak bir ruh haline girebiliyor insan. Ancak kullandigimiz butun bu servislerin cesitli gizlilik ayarlari bulunmakta ve bunlari dogru yaptiginiz takdirde yazdigin veya paylastiginiz seyleri, sizin isteginiz disindaki hic kimse goremeyecek.

Mesela ben Twitter’i, Friendfeed’i ve blogumu tamamen acik bir sekilde kullanirken, Facebook’taki gizlilik ayarlarimda daha sıkı bir kontrol uyguluyorum. Butun bu servislerde, sonuc itibariyla kontrol tamamen sizin elinizde ve ayarlarinizi isteginize gore belirleyerek gizliliginizi kontrol altinda tutabilirsiniz.

Neden Twitter kullaniyorum?

Microblogging (mikro-bloglama da diyebiliriz sanirsam her ne kadar TDK Turkcesi olmasa da) adi verilen olgu son 1 yil icinde inanilmaz bir patlama yasadi. Twitter`in trafigi her ay kendisini katliyor. Sirketler, unluler Twitter`da boy gosterme yarisi icindeler.

Bu sure boyunca ben de cesitli zamanlarda Twitter ve Friendfeed kullanmaya calistim. Ilk baslarda calismalarim basariyla sonuclanmadi; cunku zaten var olan Google Reader okuma trafigime Twitter veya Friendfeed`i entegre etmek oldukca korkutucu geliyordu. 1 gun bakmadigim takdirde direk 1000`in ustune cikan Google Reader okunmamislariyla bas etmeyi  ( ya da bas etmeye calismayi) tercih ediyordum. Ta ki bundan 5 ay oncesine kadar.

5 ay once yanimda oturan arkadasimin da yogun israrlari sonucu Twitter`a tekrar bir sans vermeye karar verdim (zorlandim da diyebiliriz). O gun bugundur Twitter`da genellikle okuyucuyum. Gonderdigim Tweet sayisi haftada 5`i gecmez. Gerci Twitter kullanmaya baslamamdaki sebeplerden biri de sirketin yilbasi hediyesi olarak verdigi G1 telefonuma kurdugum Twidroid isimli uygulamaydi. Bu sayede takip ettigim kisileri okumak icin laptop basinda oturmama gerek de kalmamisti, bir nevi Google Reader – Twitter senkronizasyonuna gittim diyebilirim. Belli basli bloglari sadece Twitter ustunden takip ettigimden dolayi, Google Reader` a oturdugum anda tek yaptigim, o bloglari direk okunmus olarak isaretlemekti.

Twitter kullanmamin bir diger sebebiyse Internet`teki bir baska kanali daha verimli bir sekilde kullanmaya calismak. Cunku su anda cok sayida insan sadece belli bir kanala yogunlasmaya basliyor. Ve o insanlara olan erisimi saglamanin da tek yolu Twitter kullanmak. Insanlarin bloglarina yazmadiklari cok fazla sey Twitter`da mevcut. Twitter`da paylasim Google Reader`a oranla daha kolay ve boylelikle yeni bilgileri kesfedebilmeniz de oldukca rahat oluyor.

Ancak yine de Twitter kullanimim artmis olmasina ragmen, ilk goz agrim Google Reader`dan vazgecebilmis degilim. Twitter hesabima goz atmak isterseniz, bana buradan da ulasabilirsiniz.

not: Twitter gecen yerleri tercihinize gore Friendfeed olarak da degistirebilirsiniz. Ancak ben bir turlu Friendfeed`e isinamadim. Bakarsiniz yakinda o da degisir.