Twitter, Facebook, Friendfeed gibi sosyal medya araclarinin gunluk hayatimiza gittikce daha fazla entegre olmasi, beraberinde ilginc bir sonucu doguruyor. Yazdiklarimizda daha dikkatli olmaliyiz.
Blogunuzda yazdiginiz bir yazinin Google veya diger arama motorlari tarafindan dizinlenmesi saniyeler aliyor ve direk Internet’teki insanlara ulasiyor. Facebook’ta yazdiklarinizi, arkadaslariniz ve sizinle beraber ayni gruplari paylasan insanlar okuyabiliyor. Twitter’da, Friendfeed’de yazdiklariniz eger yazilarinizi korumaya almamissaniz zaten varsayilan ayarlara bagli olarak halka acik.Youtube’a koydugunuz videolar da eger sizin tarafinizdan aksi belirtilmemisse butun insanliga acik bir sekilde yer aliyor. (Yanilmiyorsa Youtube’da videolari gizleme ozelligi sadece aramaya kapatmak icin bulunmakta, ozel -private- yaptiginiz bir video sadece aramada cikmiyor, ama linkin paylasilmasi halinde insnalar videoya ulasabiliyor). Bu ornekleri Internet’te hizmet veren bir suru servis icin cogaltabilmek mumkun.
Bu yaziyi yazmak, az once Mashable’da okudugum bir yazidan dolayi aklima geldi. Yazidaki istatistige gore Amerikan sirketlerinin %8′i, sosyal medyada gerceklesen bir olaydan dolayi en az bir calisanini isten cikartmis. Bu gercekten de buyuk bir rakam. Diger ilginc rakamlar ise su sekilde:
- %15′i coklumedya paylasim ve gonderim kurallarini ihlal ettiginden dolayi cezalandirilmis.
- %17’si blog veya mesaj panosu kurallarini ihlal ettiginden dolayi cezalandirilmis.
Bu kurallar sirket sinirlari icin de yer alan olaylari kapsamiyor. Haberden ilginc bir resim var. Bu resim, Facebook’ta bir calisanin “Lanet olasi isimden nefret ediyorum. Patronum da zaten allahin sapigi!”, seklindeki mesajina patronunun verdiig ilginc cevabi kapsiyor. Patron lafi gercekten gedigine koymus. Patronun cevabi kisaca su sekilde. “Ilk olaram sanirsam beni Facebook’ta ekledigini unuttun. Ikincisi 5 aydir burada calisiyorsun ve escinsel oldugumu nasil anlamadin. Ucuncusu lanet olasi dedigin sey senin isin ve bunun icin sana para oduyorum. En basit seyleri bile eline yuzune bulastirman boyle dusunmeni sagliyor olabilir. Ucuncusu yarin ise gelmeye hic zahmet etme. Gerekli formlari postaya verecegim, esyalarini almak icin de ne zaman istersen gel. Evet cok ciddiyim!” (Yaptigim tercume biraz Amerikan filmlerinin dublajini andirdigi icin orijinal resmi de asagi ekliyorum)

Peki durum boyleyse ne yapmaliyiz? Bir taraftan bakinca “butun sirlarimiz, yazdiklarimiz, dusuncelerimiz hersey meydanda” seklinde paranoyak bir ruh haline girebiliyor insan. Ancak kullandigimiz butun bu servislerin cesitli gizlilik ayarlari bulunmakta ve bunlari dogru yaptiginiz takdirde yazdigin veya paylastiginiz seyleri, sizin isteginiz disindaki hic kimse goremeyecek.
Mesela ben Twitter’i, Friendfeed’i ve blogumu tamamen acik bir sekilde kullanirken, Facebook’taki gizlilik ayarlarimda daha sıkı bir kontrol uyguluyorum. Butun bu servislerde, sonuc itibariyla kontrol tamamen sizin elinizde ve ayarlarinizi isteginize gore belirleyerek gizliliginizi kontrol altinda tutabilirsiniz.