Burak Gulbahce …

Burak Gulbahce`nin Blogu

Yeni bir URL Servisi

Tinyurl ve bit.ly gibi url servislerinin asıl amacı uzun olan URL’leri kısaltarak daha kullanıcı dostu, hatırlanabilir ve kullanışlı hale getirmek. Ancak yeni çıkan bir url servisi olan shadyurl.com, bunlara hizmet etmemeyi kendilerinin ana işlevi olarak belirlemiş durumda. Servisin amacı url’leri uzatip, daha alengirli hale getirmek. Mesela kendi blogumun adresini shadyurl kullanarak “kısalttiğim” zaman karşıma söyle bir url çıkıverdi: http://5z8.info/like-a-rose-for-emily-but-real-and-on-camera_q3m9g_getPersonalData-start. Servis Internet’te bulunan aslında işlevi olmayan sadece eğlence için yaratılmış servisler arasında yer aldigindan, muhtemelen 4-5 ay sonra ortadan kaybolacak, ama arkadaşlarınızı gönderdiğiniz bağlantıya tıklarken 2-3 kere düşündürtmek istiyorsanız, hosunuza gidebilir.

Rastgele Sohbet (ChatRoulette)

17 Yasindaki bir Rus’un gelistirdigi web sitesi ChatRoulette (sohbet ruleti), son 1-2 haftadir Internet’teki bloglarda genis yer tutuyor. Siteyi kullanmak oldukca basit. Tek yapmaniz gereken siteye girdikten sonra, sitenin ust tarafinda bulunan Play tusuna basmak. Eger chat yaptiginiz kisiye degistirmek istiyorsaniz ise, Next tusuna basmaniz yeterli.

Sitenin kamera ozelligi de bulundugundan dolayi, karsiniza cikacak goruntuler her zaman cok ic acici olmayabilir. Bazi resimlere buradan ulasabilirsiniz.

Grooveshark – Mükemmel bir online müzik sitesi

Evet biraz iddalı bir başlık oldu, ama içim oldukça rahat. Son 3 aydır bilgisayarımda, sürekli açık olan 2 siteden biri Grooveshark. (diğeri daha önce de belirttiğim üzere vazgeçilmez olan Google Reader). İlginç bir şekilde Grooveshark, teknoloji sitelerinde veya insanların Facebook profillerinde çok fazla yer almıyor. Online müzik siteleri başlığı altında akla ilk gelenler Spotify veya Last.fm. Bu iki siteye de pek ışınabilmiş değilim. Gerçi Spotify’i takip edebilmek için proxy ayarlarıyla çok sık oynamam gerekiyordu, açıkçası ona bu sebeple pek bakamadım bile. Last.fm’e ise nedendir bilinmez hiç ısınamadım. Arayüzü pek hoşuma gitmedi, müzik çalma sistemi içerikle birlikte çok fazla kirlenmiş geliyordu. Ancak Grooveshark tamamen müzik üstüne kurulu.

Online bir medya oynatıcı şeklinde bir arayüzü var, ve reklamlar veya gereksiz içerikle bu arayuz kirletilmemis. Reklamlar arayuzun sağ tarafında ve hiçbir şekilde kullanıcı deneyimini olumsuz etkilemiyor. Şu ana kadar aradığım şeyi bulamama gibi bir sıkıntım da olmadı, hatta radio özelliği sayesinde daha önce hiç duymadığım şarkıları veya şarkıcıları keşfetme şansım oldu.

Mikro-blog servisleri bloglarin yerini alabilir mi?

Twitter popüler olmaya başladığından beri, gün geçmiyor ki başka bir servisin sonu gelsin. Bir gün Facebook’un sonunu getirecek olan Twitter, diğer gün Google’in sonunu getiriyor, bir diğer gün blogların sonunu getiriyor. İnternet’teki en büyük eğlencelerden biri bu zaten. Nasıl ki Türkiye’de spor haberleri böyle sansasyonel başlıklar üstüne kuruluyorsa, yabancı teknoloji blogları da malzemelerini bu benzetmeler üstünden çıkartıyorlar.
4 Subat’ta, Dublin Web Summit adlı bir konferansa katildim. Konferansta Wordpress’in kurucu Matt Mullenweg de konuşmacı olarak yer alıyordu. Soru & Cevap bölümünde doğal olarak Twitter’la ilgili bir soru vardı ve Matt, “Twitter, blogları nasıl etkiliyor?” şeklindeki soruya “İnsanların düşüncelerini anlatmak için 140 karakter yeterli oluyorsa, daha büyük sorunlarımız var demektir” türevinde bir cevapla karşılık verdi.
Bence Twitter – blog karşılaştırmasının yapılmasının en büyük sebebi, Twitter gibi servisleri kullanan insanların, bloglarına ayırdıkları zamanın bir bölümünü bu tür servislerde harcamaları. Burada bence tahtına oturma gibi bir durum yok. Sadece harcanan zamanın bir bölümü Twitter’a gidiyor. Bu örnekten yola çıkarsak XBox 360 de blogların sonunu getiriyor olabilir. (kişisel tecrübeyle sabittir)
Sonuç olarak Twitter’da yazdığınız ve paylaştıklarınızla, blogunuzda yazıp, paylaştıklarınız birbirinden tamamen farklı şeyler. Twitter’da 140 karakterde bütün meraminizi anlatmaya çalışırken, veya başkalarına laf yetiştirirken; blogunuzda daha büyük bir özgürlüğe sahipsiniz. Karakter limiti yok, çoklu ortamla destekleme var.
Hangisi daha iyi sorusuna ise verilecek doğru veya yanlış cevap yok. Yeri geldiğinizde mikro-blog servisleri, yeri geldiğindeyse bloglar. Asıl kilit nokta, ikisinin arasında tercih yapmak yerine, ikisini el ele en doğru şekilde kullanabilmek.

Internet Tarayici karsilastirma raporu

Daha once Internet tarayicilariyla ilgili bir yazimda kendi tercihlerimi belirtmistim. O konuya ek olmasi itibariyla Six Revisions’ta gordugum tarayici karsilastirmasini payasmak istedim.

Yaptiklari analizle birlikte, tarayicilari (Internet Explorer 8, Chrome 3, Firefox 3.5, Opera 10, Safari 4) 6 baslik altinda inceliyorlar. Bunlar, javascript hizi, CPU kullanimi, DOM erisim hizi, CSS okuma hizi, sayfa yuklenme suresi ve  tarayici onbellek performansi.

tarayici_karsilastirma

Kaynak

Karsilastirmalar sonucunda, Chrome acik ara birinciligi elde ederken; Firefox, Safari ve Opera ufak araliklarla 2-3-4 siralari paylasmislar. Internet Explorer ise uzak ara sonuncu olmus. Analizdeki tablolara bakilirsa, gercekten de sonuclarda Internet Explorer ile diger rakipleri arasinda korkunc farklar var. CSS okuma, Javascript ve DOM erisim hizinda rakipleri almis basini gitmis. (Internet Explorer kategorideki en yavas tarayicidan 2 kat daha yavas).