Burak Gulbahce …

Burak Gulbahce`nin Blogu

Yeni bir URL Servisi

Tinyurl ve bit.ly gibi url servislerinin asıl amacı uzun olan URL’leri kısaltarak daha kullanıcı dostu, hatırlanabilir ve kullanışlı hale getirmek. Ancak yeni çıkan bir url servisi olan shadyurl.com, bunlara hizmet etmemeyi kendilerinin ana işlevi olarak belirlemiş durumda. Servisin amacı url’leri uzatip, daha alengirli hale getirmek. Mesela kendi blogumun adresini shadyurl kullanarak “kısalttiğim” zaman karşıma söyle bir url çıkıverdi: http://5z8.info/like-a-rose-for-emily-but-real-and-on-camera_q3m9g_getPersonalData-start. Servis Internet’te bulunan aslında işlevi olmayan sadece eğlence için yaratılmış servisler arasında yer aldigindan, muhtemelen 4-5 ay sonra ortadan kaybolacak, ama arkadaşlarınızı gönderdiğiniz bağlantıya tıklarken 2-3 kere düşündürtmek istiyorsanız, hosunuza gidebilir.

Rastgele Sohbet (ChatRoulette)

17 Yasindaki bir Rus’un gelistirdigi web sitesi ChatRoulette (sohbet ruleti), son 1-2 haftadir Internet’teki bloglarda genis yer tutuyor. Siteyi kullanmak oldukca basit. Tek yapmaniz gereken siteye girdikten sonra, sitenin ust tarafinda bulunan Play tusuna basmak. Eger chat yaptiginiz kisiye degistirmek istiyorsaniz ise, Next tusuna basmaniz yeterli.

Sitenin kamera ozelligi de bulundugundan dolayi, karsiniza cikacak goruntuler her zaman cok ic acici olmayabilir. Bazi resimlere buradan ulasabilirsiniz.

Pj Harvey & Thom Yorke – This Mess We’re In

Aslinda aklimda birkac yazi konusu vardi, ama  bu sarkiyi gondermeden olmaz diye dusundum. Olaganustu bir sarki.

( Thom Yorke )
Can you hear them
The helicopters
I’m in New York
No need for words now
We sit in silence
You look me
In the eye directly
You met me
I think it’s Wednesday
The evening
The mess we’re in
And ooooh…

( PJ Harvey )
The city sunset over me
The city sunset over me

( Thom Yorke )
Night and day
I dream of
Making love
To you now baby
Love making
On screen
Impossible dream
And I have seen
The sunrise over the river
The freeway
Reminding of
This mess we’re in
And ooooh…

( PJ Harvey )
The city sunset over me
The city sunset over me

( PJ Harvey )
The city sunset over me
The city sunset over me

( PJ talking / Thom singing…together )
What were you wanting / What was that you wanted
I just wanna say
Don’t ever change now baby
I’d thank you
I don’t think we will meet again
And you must leave now
Before the sun rises
Over the skyscrapers
And the city landscape comes into view
Sweat on my skin
Oh
This mess we’re in
Ooooh…

( PJ Harvey )
The city sunset over me
The city sunset over me
The city sunset over me
The city sunset over me

Grooveshark – Mükemmel bir online müzik sitesi

Evet biraz iddalı bir başlık oldu, ama içim oldukça rahat. Son 3 aydır bilgisayarımda, sürekli açık olan 2 siteden biri Grooveshark. (diğeri daha önce de belirttiğim üzere vazgeçilmez olan Google Reader). İlginç bir şekilde Grooveshark, teknoloji sitelerinde veya insanların Facebook profillerinde çok fazla yer almıyor. Online müzik siteleri başlığı altında akla ilk gelenler Spotify veya Last.fm. Bu iki siteye de pek ışınabilmiş değilim. Gerçi Spotify’i takip edebilmek için proxy ayarlarıyla çok sık oynamam gerekiyordu, açıkçası ona bu sebeple pek bakamadım bile. Last.fm’e ise nedendir bilinmez hiç ısınamadım. Arayüzü pek hoşuma gitmedi, müzik çalma sistemi içerikle birlikte çok fazla kirlenmiş geliyordu. Ancak Grooveshark tamamen müzik üstüne kurulu.

Online bir medya oynatıcı şeklinde bir arayüzü var, ve reklamlar veya gereksiz içerikle bu arayuz kirletilmemis. Reklamlar arayuzun sağ tarafında ve hiçbir şekilde kullanıcı deneyimini olumsuz etkilemiyor. Şu ana kadar aradığım şeyi bulamama gibi bir sıkıntım da olmadı, hatta radio özelliği sayesinde daha önce hiç duymadığım şarkıları veya şarkıcıları keşfetme şansım oldu.

Mikro-blog servisleri bloglarin yerini alabilir mi?

Twitter popüler olmaya başladığından beri, gün geçmiyor ki başka bir servisin sonu gelsin. Bir gün Facebook’un sonunu getirecek olan Twitter, diğer gün Google’in sonunu getiriyor, bir diğer gün blogların sonunu getiriyor. İnternet’teki en büyük eğlencelerden biri bu zaten. Nasıl ki Türkiye’de spor haberleri böyle sansasyonel başlıklar üstüne kuruluyorsa, yabancı teknoloji blogları da malzemelerini bu benzetmeler üstünden çıkartıyorlar.
4 Subat’ta, Dublin Web Summit adlı bir konferansa katildim. Konferansta Wordpress’in kurucu Matt Mullenweg de konuşmacı olarak yer alıyordu. Soru & Cevap bölümünde doğal olarak Twitter’la ilgili bir soru vardı ve Matt, “Twitter, blogları nasıl etkiliyor?” şeklindeki soruya “İnsanların düşüncelerini anlatmak için 140 karakter yeterli oluyorsa, daha büyük sorunlarımız var demektir” türevinde bir cevapla karşılık verdi.
Bence Twitter – blog karşılaştırmasının yapılmasının en büyük sebebi, Twitter gibi servisleri kullanan insanların, bloglarına ayırdıkları zamanın bir bölümünü bu tür servislerde harcamaları. Burada bence tahtına oturma gibi bir durum yok. Sadece harcanan zamanın bir bölümü Twitter’a gidiyor. Bu örnekten yola çıkarsak XBox 360 de blogların sonunu getiriyor olabilir. (kişisel tecrübeyle sabittir)
Sonuç olarak Twitter’da yazdığınız ve paylaştıklarınızla, blogunuzda yazıp, paylaştıklarınız birbirinden tamamen farklı şeyler. Twitter’da 140 karakterde bütün meraminizi anlatmaya çalışırken, veya başkalarına laf yetiştirirken; blogunuzda daha büyük bir özgürlüğe sahipsiniz. Karakter limiti yok, çoklu ortamla destekleme var.
Hangisi daha iyi sorusuna ise verilecek doğru veya yanlış cevap yok. Yeri geldiğinizde mikro-blog servisleri, yeri geldiğindeyse bloglar. Asıl kilit nokta, ikisinin arasında tercih yapmak yerine, ikisini el ele en doğru şekilde kullanabilmek.